Bugün TDV yayınlarından İnsan Halleri ismiyle basılan Kemal
Sayar hocanın bir röportajını okuyordum. Kitap hızlı hızlı okunmaya çok müsait
bir kitap ama bir yere gelince hızımı kesmek zorunda kaldım ve düşündüm.
Özetle şöyle geçiyordu ilgili bölümde[1]:
Çok sık karşılaştığımız durumlardan birisi de, “Başkaları
benim hakkımda ne düşünür?” sorusu. Oysa bu sorunun yerine şunlar sorulmalıydı:
“Benim içsel sesim kendi hakkımda ne söylüyor?”
“Kendi yaşadığım hayat çizgisini tutarlı buluyor
muyum?”
“Kendimden memnun muyum?”
“Arzu ettiğim yakınlığı Allah ile sağlayabildim mi?”
Bunlara bakmıyorum da “Başkaları benim hakkımda acaba
ne der, beni nasıl yargılar, beni eksik ve kusurlu bulur mu?” bunu dert
ediniyorum.
Hakikaten onca önemli sorunun varken önemsiz bir soruya
takılı kalmak neden?
Bu konuyu en çok taziye ziyaretlerinde düşünmüşümdür. Bir
insanın ne kadar çabuk unutulduğunu gördüğümde. İnsanlar aslında bizleri
düşündüğümüz kadar önemsemiyorlar. Herkesin başka dertleri, gündemleri var.
Bu kalın başlık bu kadar cılız bir şekilde ele alınmamalıydı
haklısınız. Tafsilatıyla ele alınacak bir konu ancak zihnimdekilerin bir
kısmını dahi düzenleyip yazacak kadar vakit ayıramıyorum şu sıralar. Gündüzünde
okuduğum soruları akşamında kendime sorarken sizin de bu soruları kendinize
sormak isteyeceğinizi düşünerek kısaca aktarmak istedim.
Çok geç olmadan kendimize doğru sorular sorup dürüst ve
doğru cevaplar almak temennisiyle.
Dua eder dua beklerim.
