X-men’i bilir misiniz? Hani şu diğer insanlardan farklı olan
“seçkin” insanların olduğu film. İşin gerçeği bu film serisini hep duymama
rağmen hiç izlememiştim. Hatta bu seri 25 yıllık bir seriymiş. İlk filmi 2000
yılında çıkmış. Bugün bu serinin bir filmine denk geldim. Film baştan sona
aksiyon dolu. İzleyici ise filmin başından sonuna kadar bu “seçkin” insanların
özel yeteneklerini hayran hayran izleyerek filmi tamamlıyor. Film yorumlarına
bakılacak olursa bana göre filmin insanlar üzerinde bıraktığı en büyük etki “kişinin
kendisini sıradan ve değersiz hissetmesi” diyebilirim. Yorumlardan çıkardığım
ortak çıkarım: “Keşke benimde özel yeteneklerim olsa, keşke bende özel olsam, bundan
sonra ben de şöyle olacağım ve böyle olacağım şeklinde.”
Filmi izlediyseniz eğer belki sizin de içinizden böyle
duygular geçmiş olabilir. Veyahut içinizden çocuk ve ergenlerin yorumlarını
okumuşsun heralde diyor olabilirsiniz. 😊 Kuvvetli muhtemel öyle yaptım. Ancak dikkatimi
çeken bu husus hakkında birkaç kelam etmek istedim.
İnsanların değer verdiği, övdüğü veya takdir ettiği
alanlarda yeteneğimiz olmayabilir. Üstüne üstelik okul derslerimizde oldum
olası hep kötü olmuştur belki de. Günlük hayatta “Şu matematiği nasıl
yapıyorsunuz?” diye şaşıran insanların sorularıyla sürekli karşılaşıyorum.
Ancak matematik sorularını çözebilmek veya çözememek bizi değerli veya değersiz
kılmaz. Diğer bir deyişle bizi “seçkin” yapmaz.
Allah(ac) her birimizi farklı meziyetlerle donatmıştır. Biz
20,30 veya 40’lı yaşlara geldiğimiz halde bunu fark edemediysek dahi bu
böyledir. “Senden bi halt olmaz. Eşşek herif!” gibi sözleri çokça işiterek büyümemize
rağmen. Kendimizi değersiz, sıradan, bayağı hissetmemize rağmen. Biz Allah’ın “seçkin”
kullarıyız.
İnsanlar bize kötü gözlerle baksa dahi Allah(ac) bizi
yaratmaya değer görüp yaratmıştır ki Allah(ac) boş ve gereksiz iş yapmaktan münezzehtir.
Hatta vücudumuzda parmak izimiz gibi birçok ince detayı sadece bize has kılarak
yaratmıştır bizi. Bizler ise yaratılış gayemizi fark ettiğimiz ölçüde kendimizi
tanıdığımız ölçüde biziz.
Dünya’ya neden gönderildim? Niçin varım? Varlığım ne anlam
ifade ediyor? Allah beni niçin yarattı? Ve en önemlisi ben yaratılış gayeme
uygun neler yapabilirim? Beni rızayı ilahiye götürecek yetenek ve
kabiliyetlerim neler?
“İnsanın; yaratılış gayesine uygun, dünyaya uğrama
maksadına uygun o şeyi gecikmeden bulması icap ediyor. Ona harcanan mesai ne
kadar olsa değer.”
Meramımı daha iyi anlatabilmek için çok kullandığım, benim
için meseleyi tam özetleyen birkaç örnek vereyim: “Allah’ın kılıcı Halid bin
Velid (ra), Mekke’nin fethinden 6 ay önce iman edip Müslüman olmuştu. Mute günü
Müslümanların onu komutan seçmeleriyle başlayan komutanlığı Hz. Ömer (ra)
döneminde son bulacak şekilde 5 yıl kadar sürdü. Hz. Halid o beş yıla at
sırtında 12000 km yolu sığdırdı. Bir an olsun cihattan geri durmadı. Yeri geldi
elinde 8-9 kadar kılıç kırıldı. Savaşın en çetin yerlerinde bulundu. Allah
Teâlâ’nın kendine bahşettiği askeri dehasını en iyi şekilde kullandı. Ve bugün
fethettiği yerlerde hala Allahuekber nidaları insanları kurtuluşa çağırıyor.
Ancak yine aynı Halid(ra) namaz kıldırmak için ordunun önüne geçtiğinde takılıp
sure değiştirmek zorunda kalıyor. Koskoca komutan Allah’ın kılıcı Halid’ti o
ama ezber kabiliyeti o kadar yoktu. Namaz sonrası Allah yolunda cihat beni
Kur’an ezberlemekten alıkoydu dedi.
Şimdi bizler Halid(ra) gibi bir insandan diz çöküp uzun
süreli bir eğitim almasını, alim olmasını isteseydik ne kadar başarılı olurduk?
Peygamber sav ashabını tanıyor ve onları kabiliyetleri doğrultusunda en güzel
şekilde kanalize ediyordu. Zeyd bin Sabit (ra), güçlü hafızası ve zekâsı ile
küçük yaşta dikkat çeken bir sahabiydi. Peygamber sav ondan Yahudilerle olan
yazışmaları için İbranice veya Süryanice öğrenmesini istedi. Hz. Zeyd’in (ra)
kendi ifadesiyle 15 gecede bu dili öğrendiği biliyoruz. Bugün Kur’an’ın
elimizde tek bir Mushaf olarak bulunmasında en büyük paylardan biri Hz.
Zeyd’indir. O hafızasını ve zekâsı din için kullanmıştır. Bu hususta bir diğer
örnek ise Abdullah bin Mesud’dur(ra) Kendisinin fiziksel olarak zayıf bir kimse
olduğunu biliyoruz. Bu eksikliğine odaklanıp yetenek ve kabiliyetlerinin
üzerine gitmeseydi acaba İbni Mesud (ra) bugün Kufe’den yayılan fıkıh ve tefsir
ilmi bu seviyede olur muydu? Mekkelilerin koyunlarını otlatan bir genç kıyamete
kadar izinden gidenler milyonlarca talebenin hocası oldu. Allah(ac) hepsinden
razı olsun.
Rabbimiz Mülk suresinde şöyle buyuruyor:
“O(Allah), hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak
için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”[1]
Her birimiz için bir hayat ve bir ölüm takdir eden O’dur.
Bunu da bizlerin kendisine sunacağı en güzel ameli ortaya çıkarmak için
yapmıştır. Şimdi, rabbimiz bizlerden kendisine sunacağımız en güzel ameli bekliyor.
“Benim rabbime sunacağım en güzel amel ne peki?”
Cevaplayıp gereğini yerine getirdiğimiz de biz de birer
X-men olacağız. Allah’ın “seçkin” kullarından…
Hayatımız bir sinema filmi gibi kayıt altında ve maalesef bu
filmde bazı sahneleri tekrar tekrar çekme imkanımız yok. Bugün bizler kendi hayat
filmlerimizin baş rol oyuncusuyuz. Bizleri ise kıyamet günü Allah(ac)
değerlendirecek. O halde dileyen dilediği türde dilediği filmi çeksin!
"Şüphesiz ki bu bir öğüttür; artık dileyen Rabbine
giden bir yol tutar."[2]
Dua eder, dua beklerim.
